BULGARİSTAN TÜRKİYE SINIRINA OSMANLIYA İSYAN HEYKELİ DİKİLECEKMİŞ…

20 Aralık 2011 Salı |

Nurten Remzi

Yeni yıla sayılı günler kaldı. Önceden 2012 yılınızı kutlayarak size, ailenize ve sevdiklerinize sağ sağlam olmak, daha büyük mutluluk, aşk, başarılara ulaşmak, geleceğe yönelik mantık, dolu, güzellikler yaşatan daha kaliteli ve kalıcı işler yapmanızı diliyoruz. Bir Türk milleti ve memleketimiz Bulgaristan’da bir azınlık olarak, faaliyet, resmi ve resmi olmayan değerli aktivite, toplantı ve görüşmelerimizi gelecekte de yeniden sizinle paylaşarak bu değerlerin çoğalması dileklerimizle ve dualarımızla yaşıyoruz.
2011-in son günlerinde ülkemizin hem maddi, hem manevi değerlerini oluşturmak ve kazandırmak için; burada komşu olarak oturan farklı insanlara ve onların kültür, din, dil, tarih, yaşam ve düşünce tarzı özelliklerine saygı, sevgi hoşgörüyü oluşturmak, yaşatmak ve geliştirmek için; doğduğumuz, yetiştiğimiz ve fedakar olduğumuz memleketimizin gelişmesi için yapılan yoğun çalışmalarımıza aykırı olan Bulgaristan medyalarında bir çok haberlerden bir haber çıktı ve günlerce beynimizi kurcaladı, sohbet ve tartışmalarda konu oldu. Bizler tarihçi, araştırmacı ve uzman değiliz, ama sizler, insani davranışlarla dostluk duyguları taşıyarak, gerçek tarihin değerlerinin uğruna çalışanlar ve bizler Şumnu Kültür Evi, Mozaik dergisi ve Şumnu Nazım Hikmet 1881 Kültür Evi yönetim ekipleri, düşüncelerimizi açık açık paylaşmak istiyoruz, çünkü paylaşılan problem yarım problemdir, çünkü hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar ise konuşa konuşa anlaşırmış.
Bulgaristan Türkelrine aykırı olan ve bütün toplumda yeniden olumsuz düşünce ve duygular yaratan bir haber çıktı: "Bulgaristan'ı Seviyorum" adlı sivil toplum örgütü, Bulgaristan, Türkiye sınırına, 50 metre yüksekliğinde Osmanlı'ya isyanı başlatan, 1837 doğumlu Vasil Levski'nin dev heykelini dikecek.”
Bu proje dikilişi ile ilgili düşüncelerimizi paylaşınca biliyoruz ki, bazı insanlarda çok soru doğacak, bazı kişiler bizi haklı görecek, bir başkaları rahatsız olacak. Levski heykel dikilişinin istek, neden ve hedeflerine bakın! Bu iş yapılacak gibiyse sonuçlarını önceden görmeye çalışalım, en azından önceden hissedelim, bu iş doğru mu, yanlış mı düşünelim, nekadar doğru ve nekadar yanlış olduğunu anlayabilelim.
Vasil Levski heykeli dikilecekmiş. Ülkemizin
tarihi açısından onun dikilmesi doğaldır. Bulgaristan gelişimine az veya çok katkısı varmış. Bizlere okulda verilen bilgilere göre, ama doğru, ama yanlış, Vasil Levski heykelin dikilmesine evet diyoruz, yapılmasına bizler de katılıyoruz, Vasil Levski’nin çalışmalarına saygımızı gösteriyoruz. Neden ama doğru, ama yanlış diyoruz? Çünkü ülkemizin tarihini ülkemizde yeterince doğru öğretmediler. Vasil Levski, sadece Bulgarların değil, bu topraklarda, Bulgaristan’da oturan herkesin gelişmesi için katkısı varmış diye biliniyor. Ama… heykel dikilişi temel amacının büyük bir Ama’sı var. Neden Osmanlı’ya isyan olarak? Heykeli dikmek isteyen bu Bulgar temsilcileri ne demek istiyor? Ne hedefliyor? Osmanlı’ya simge olan bir isyan dikilmesi, bağıra bağıra medyalara yansıyan olumsuz olanakları içeren haberin yayınlanması ve Bulgaristan’da oturanların geleceği açısından doğru mu?
Bizler, Bulgaristan Türkleri, Bulgaristan’da eğitim aldık. Bulgaristan tarihini Bulgaristan okullarında Bulgar öğretmenlerinden Bulgar kahramanı Vasil Levski kim olduğunu, ne olduğunu, ne işler yaptığını öğrendik. Bizlere öğretilenlere göre Vasil Levski, Osmanlı’ya mı isyan etmiş? Biliniyor ki, onun isyanı Osmanlı’ya değilmiş. O dönemdeki sisteme karşı bir isyanmış. Onun çabaları, sisteme karşı imiş, çalışmaları devrim yapabilmek için ilk adımlardan biri sayılıyormuş.
İstanbul ve Boğaz’ı fethetmek amaçlayan devlet ve imparatorluklar, dünya çapında bazı güçler ve yönetimlerinin siyaset amaçlarını, bizleri de ilgilendiren amaçlarını, son yıllarda sadece Türkiye veya Bulgaristan tarihçilerinden değil, dünya tarihçilerinden duyduk, okuduk, okuyoruz. Parantez içinde şunu da söylemeden geçemeyiz. Son yıllarda bir iki Bulgaristan tarihçinin kitaplarında Bulgaristan, Bulgarlar ve Türkler ile ilgili gerçekler yazılmaya başladı. Karanlık tünelin dibinde bir kıvılcım, bir ışık gibi…ama henüz onların araştırma, düşünce ve yazılarının yayılması için şartlar sanki doğmadı, hatta onların yazılarını kabul etmeyenler, bazı Bulgaristan'ı seviyorum diyenlerin sesi anlamsız, mantıksız yükseldi. Biliyoruz ki, onlara ve Bulgaristan halkına geçmişten gerçekleri öğretmek için çok zaman ve güç harcanmasına rağmen ilk adımlar atılmaya, uğraşılarda bulunmaya başlatıldı. Bir de biliyoruz ki, önceki dönemde memleketimizde yanlış bilgi alanların kimileri, bazı “büyük tarihçiler” ve “memleketini çok sevenler” Vasil Levski’nin felsefesini olduğu gibi göstermedi veya gösteremedi… tarih kitaplarına doğruları yazmadı veya yazamadı… halka gerçekleri tanıtmadı, gerçekleri tanıtmak için gerçekleri öğrenmedi veya öğrenemedi, öğrenecek yer ve kaynak arayıp bulmadı veya bulamadı.
Bulgaristan’ı seviyorum diyenler Vasil Levski’nin felsefesini biliyor mu acaba? Okulda tarih derslerinde bizlere Vasil Levski’nin önemli sözlerini öğrettiler. O, Osmanlı’ya, Türk’e karşı değil, o günkü, ama artık eskimiş sisteme karşı olmuş. İyi komşu ilişkileri içinde oturan ve birlikte hayatlarını paylaşan Türk ve diğer milletlere karşı olmadığını açıkça belirtmiş. O, hem sultana, hem çara karşı imiş. Bir temiz ve kutsal cumhuriyet için çalıştığını söylemiş. Vasil Levski’yi yönetim sistemine karşı gittiğinden dolayı Osmanlı yönetimi onu asmış. Osmanlılar genel olarak değil, sistemde görev alanlar onu astı. Bir de asılması için onu Türk halkı ya da herhangi bir Türk insanı değil, ona hainlik yapan Bulgarmış. Bulgarlar açısından çok önemli görevde bulunan Bulgar papazıymış. Devamında Levski asıldıktan sonra onu toprağa veren, onu gömen Bulgar değil, bir Türk olmuş. Devamında yeni Bulgar yönetimi değil, soğuktan ve açlıktan ölmemesi için Vasil Levski’nin çok yaşlı annesine destek çıkanlar Bulgarlar değil, Türkler olmuş. Ama bunlar yeterince anlatılmadı, hala da anlatılmıyor.
Bulgaristan tarih ve edebi kitaplarında Osmanlılar, Türkler kesen, biçen, asan, pis, salak, gaddar…kötü sözcük ve kıyaslamaların sonu yok. Oysa insani, kültür, tarih, edebi, teknoloji, devlet, sistem ve yönetim üstünlükleri o kadar belirli, yüce ve kalıcıymış. Bu cümlelerden sonra şu sorular gelmiyor mu? Bulgaristan’nın büyük yöneticisi Tsar Boris, Bulgar halkına Hristiyanlığı kabul ettirmeye başladığında kesmedi mi, biçmedi mi, gaddarlık etmedi mı? Ama onun adı büyüktür. Bulgaristan tarihinde kısa süre için üç kıta topraklarını feth eden Bulgaristan’ın Altın döneminden yüce Tsar Simeon kesmedi mi, biçmedi mi, bu toprakları feth ederken gaddarlık etmedi mi? Ama onun adı yücedir. Bulgar tarihinde sayacak daha yüzlerce örnek verebiliriz. Bütün milletlerin tarihinde o eski zamanlarda bunlar varmış, ama kimse kendi gaddarlığını konuşmuyor. Şimdi herhangi bir devlete karşı giden olursa acaba asılmaz mı? Asmak değil, asılmayı aşan çok çok daha büyük ceza verilmez mi? Hatta daha gaddarca, daha çok acı çektiren, daha uzun süre eziyet eden, teknoloji zirvesinde olan araçlarla hem fiziki, hem psikoloji ceza verilmez mi? Ne yazık ki, Bulgaristan’da Bulgarlar ve diğer azınlıklar, Bulgaristan gelişimine Osmanlıların ne kadar çok katkıları var olduğunu hala bilmiyor. Bunlar hala ders kitaplarında anlatılmıyor ve tanıtılmıyor. Ne yazık ki, bunları anlatsa da sadece anlatmış gibi görünüyor.
Bilindiği gibi geçmişte bazı büyük devletlerin siyasi amacı ve dünyanın en önemli noktalarından biri olan İstanbul’u fethetme hedefi varmış. Bulgaristan’ı Osmanlılardan kurtarmaya mı gelenler olmuş? Bugün de Bulgaristan’ı bu ekonomi, siyasi, kültür, din ve sanat krizlerinden de kurtarmaya gelenler olsun isteriz. O taa uzaklardan Bulgarları Osmanlılardan kurtarmaya kardeşçe gelenleri bugün de bizleri bu krizlerden kurtarmaya çağırıyoruz, gelmelerini istiyoruz. Bu abartılı sözlerle, kurtarıcılara yönelik bu hitaplarla mantığımızı anlatabildik mi acaba?
Daha sonra o büyük devletlerden bazıları, Bulgaristan halkına Bulgaristan tarihini kasten yanlış öğretmeye hedeflemiş. Tam bir asırdan fazla, yani en az 6-7 nesil Bulgar temsilcileri yanlış bilgi almış bulunmaktadır. Mantık olarak yıllarca bu yanlış bilgi daha aileden ve okul yıllarından çocuk ve gençlere saptırılmış bir biçimde verilmiş ve gerçek olmayan bazı önemli bilgilerin bir kısmı kalıcı durumuna gelerek beyinlerine, düşüncelerine, davranışlarına yerleşmiş. Amaç Türk ve Bulgarları düşman etmek ise, bunu uzun sürede yavaş yavaş başarmaya uğraşmışlar.Dünyada en çok ilgi çekenlerden biri olan İstanbul’u feth etmek için ülkemizde Bulgar Türk ilişkilerini soğutmak, hatta birbirilerine düşman etmek, “parçala ve hakim ol” siyasi yöntemlerini artık herkes biliyor. Bu amaç, görev, hedef ve olayların büyük kurbanları bizler olduk. Bulgaristan Türkleri olduğunu artık dünya biliyor. Bizler geçmiş dönemde büyüp yetiştiğimiz için hedeflerine ulaşabilmeleri için propagandalarını, vazifelerini, eğitimlerini aldık, gördük. Adım adım, usul usul, perde arkasından beyin yıkamalarını da yaşadık. Eziyet, gaddarlık, olumsuzluk ve acılarını çektik, şehitlerimizi verdik, dedelerimizin alın teri ve mezarları olan toprakları terk ettik, neşeli ve sıcacık evimizin bacasını söndürdük, kapısını kilitlemeden bırakıp uzaklara gittik.
Amaçlarına ulaşmaları için çaba, çalışmaları yıllarca sürdü. Türk medyaları yasaklandı, Türk okulları kapandı, Türkçe eğitimine son verildi…Daha sonra özellikle Türklerin, Müslümanların oturduğu yerlerde kıreş, okul, kültür kurumu yapılmadı, olanların gelişmesi için yeterince çalışılmadı. Yüzde yüz Türk çocukları okuyan okullarda sadece Bulgar folklor ekipleri kuruldu. Türklerin yoğun oturduğu her köy ve kasabalarda Krıçmalar (Meyhaneler) açıldı. Erkekler, babalar problemleri çözmeye ellerinde kahve değil, alkol içerek çalıştı. Akıllı, entel, iyi eğitim almış, bilgili, açıkgöz, girişimci ve lider ruhlu Türklerin gizli ajan olmaları için zorunluklar ve aktiv çalışmalar durmadı. Sonra adlar değişti, arşivler yok edildi…Bulgaristan yöneicileri tarafından biz Türk değil, biz Bulgar kökenliyiz sloganlarıyla makaleler ve tarihimiz zorla yazdırıldı. Türkü, ninni, oyun, mani, efsane, destanlarımız sustu…Türkü defterleri, Türkçe kitaplar, belgeler ve kasetler korkudan çöpe atıldı veya yere gömülünce çürüdü bitti…Birçok şair ve yazarların kalemleri tükendi…Anadil, Türkçe, din denen kavramlar ortadan kalktı… Kıyafetler başka kıyafetle değişmesi için zorluklar yaşandı. Yaşlı ninelerin çiçekli şalvarlarının paçaları kesildi… Bizim denen düğün, cenaze, şölen, tören, gelenekler yasaklandı… Türküm diyenler uzak başka yerleşim yerlerine yerleştirildi veya hapislerde çürüdü…Telden yapılmış basit antenlerle gizli gizli Türkçe radyo ve televizyonlar izlendiğinde aniden bir çıtırtı olunca kalplerimiz patlayacak gibi vurdu… Bize yabancı olan, emir üzerine bizimmiş gibi kutlanan, bayram, tören, gösteriler içimizi sızlattı…
Bu utanç verici ve tarihte ders olan olaylar, belki de o yanlış verilen bilgilerin sonucuydu. Bulgarlara daha küçük yaşta verilen eğitim, suni bir şekilde kötü duygu ve düşünce yaratmış ve yaratıyor. Bulgaristan Türklerine karşı önyargı oluşuyor, önyargılı davranışlar oluyor. Ne yazık ki, hala o önyargılı davranış, düşüncelerini her gün, ama sokakta, ama resmi kurumlarda yaşıyoruz. Bizler, bu olumsuzlukları yok etmek, en azından yumuşatmak ve tarih gerçeklerini sunmak için büyük çaba ve uğraşılarda bulunuyoruz.
Vasil Levski heykeli dikilecekmiş. Bulgaristan tarihi açısından onun dikilmesi doğal. Evet, Vasil Levski heykelinin dikilmesine bizler de katılıyoruz. Ama…büyük bir Ama’sı var. Neden Türkiye ile Bulgaristan arasında olan sınıra dikilecek? Vasil Levski’nin Svilengrad veya o sınırla ne alakası var? Bizler de bazı başarılara ulaşmış kişilerin, tarihi değerler taşıyan insanların ve olayların heykellerini dikiyoruz, laik olan insanların heykellerini dikmek istiyoruz, ama dikilen heykeller, öyle bir yere dikiliyor ki, kahramanların veya olayların dikilen yerle alakası var. “Bulgaristan’ı Seviyorum” diyenler heykel dikilmesinin anlamını, amacını, felsefesini biliyor mu acaba?
Vasil Levski heykeli dikilecekmiş. Bulgaristan tarihi açısından onun dikilmesi doğal. Ama…büyük bir Ama’sı var. Bulgaristan’ın son döneminde, demokrasi yıllarında herhangi bir heykel, kültür faaliyet, eğitim, toplum çalışmalarının çağdaş temel amacı geçmişe bakarak çok değişti ve artık belli: Ülkemizin hem maddi, hem manevi açıdan daha iyi olabilmesi, Bulgaristan’da oturan farklı farklı millet, azınlık, din, gelenek, sosyal durumu olanların birleşmesi, onların ilişkileri daha iyi olabilmesi, kardeşçe yaşayarak ekonomi ve kültür açısından dha güçlü olabilmek, yanlış tanıtılan ve öğretilen tarihten kalan önyargı ve olumsuzlukları yok etmek, tarihi hatalarının tekrarlanmaması…
Vasil Levski heykeli dikilecekmiş, ama Bulgaristan’ı seviyorum diyenler, ülkemizin ve vatandaşımızın daha iyi olabilmesi için mi düşünüyor? Çağdaş yaşama uygun olan anlamlı çalışmalarda mı bulunuyor acaba? Bulgaristan’da oturanları birleştirmek ve birleşerek olumsuzlukları yenmek, aşmak için daha büyük bir güç olabilmeleri için mi uğraşıyor acaba?
Türk olarak Bulgaristanı seviyoruz diyenlerin arasında bizler de yer alıyoruz. 17 Temmuz 2011 tarihinde açılışı yapılan Bulgaristan’da ilk kez ve biricik olan bir Türkün heykelini dikebildik. Gururluyuz! Umutluyuz. Aynı anda “Bulgaristan’ı seviyoruz” diyenlerden ve “tarihi bilenlerden” o kadar yanlış, o kadar boş boş konuşmalar, dedikodular duyduk, medyalarda gerçekleri yansıtmayan kırıcı yazılar okuduk. Dev güreşçi Koca Yusuf’un heykelini doğduğu Şumnu’nun Karalar köyüne yakın dikerken, sporcular ve spor buluşmaları insanlara olumsuz duygu vermiyor, dedik. Ad değişimi ve soykırımı döneminden olan o kadar çok kahraman ve şehitlerimiz heykellere laik olsa da spor, güreş, farklı milletleri birleştiriyor dedik.
Bir sözle Bulgaristan Türkiye sınırına Osmanlıya isyan heykelleri değil, Bulgaristan ve Türkiye kardeşliği, iyi komşu ilişkileri, birbirimize , ama iyi, ama kötü günlerde, destek olma istekleri ve Barış heykelleri dikelim! Gelecek nesillere iyi örnek olma heykelleri dikelim! Yeni 2012 yılında, sağ sağlam olursak, hep beraber başarılı olma dilekleriyle…

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Wikipedia: Известен е и като Апостолът на свободата заради организирането и разработването на стратегията за освобождаване на България от османско иго.

ПОЧИТАТЕЛ НА ИСТИНСКАТА ИСТОРИЯ dedi ki...

СТРАТЕГИЯТА НА ЛЕВСКИ Е ЗА ОСВОБОЖДЕНИЕ НА БЪЛГАРИЯ НЕ ТОЛКОВА ОТ `ИГО`, А ОТ СИСТЕМАТА НА УПРАВЛЕНИЕ. И НЕ Е `ИГО`, А Е ВЛАСТВАНЕ НА ОСМАНЦИТЕ-ДЕДИ НА СЪВРЕМЕННИТЕ ТУРЦИ В БЪЛГАРИЯ, ЧИЕТО ВЛАСТВАНЕ Е НАЙ-ДЪЛГО В ИСТОРИЯТА НА ЧОВЕЧЕСТВОТО. ВЛАСТВАНЕТО Е НАЙ-ДЪЛГО НЕ ЗАЩОТО Е ИГО, А ЗАЩОТО Е НАЙ-ТОЛЕРАНТНАТА И ДОБРА СИСТЕМА В МИНАЛОТО ЗА ВРЕМЕТО СИ, НО ВЕЧЕ ПО ВРЕМЕТО НА ЛЕВСКИ Е ОСТАРЯЛА СИСТЕМА. ЛЕВСКИ Е ПРОТЕСТИРАЛ НЕ ПРОТИВ ОСМАНЦИТЕ,ПРОТИВ ТУРЦИТЕ ИЛИ КОЯТО И ДА Е НАЦИОНАЛНОСТ ИЛИ ЕТНОСТ, А ПРОТИВ СИСТЕМАТА НА УПРАВЛЕНИЕ. НЕЩО ПОДОБНО НА ТУРСКИЯ АТАТЮРК, КОЙТО НЕ САМО Е ПРОТЕСТИРАЛ, А Е УСПЯЛ ДА НАПРАВИ ИСТОРИЧЕСКИ ОБРАТ. ТОВА ЗА ОСМАНСКОТО ВЛАДИЧЕСТВО, ЛЕВСКИ И БЪЛГАРИЯ ГО ДОКАЗВАТ НЕ БЪЛГАРСКИТЕ ИСТОРИЦИ, ЛЪГАНИ И ГРЕШНО ИНФОРМИРАНИ ПРЕЗ ПОСЛЕДНИТЕ 100 ГОДИНИ, А ЗАПАДНО ЕВРОПЕЙСКИ ИСТОРИЦИ,ОЧЕВИДЦИ И ИЗСЛЕДОВАТЕЛИ, КОИТО СА БЕЗПРИСТРАСТНИ. ПОСЛЕДНИТЕ ПИСАНИЯ И НА НЯКОИ БЪЛГАРСКИ ИСТОРИЦИ ВЕЧЕ ПРЕДСТАВЯТ ИСТОРИЯТА ТАКАВА КАКВАТО Е, НО ВСЕ ОЩЕ НЕ Е ДАДЕНА ГЛАСНОСТ НА ИСТИНАТА. ИСТИНАТА Е НЕ ТАКАВА КАКВАТО НИ Я НАУЧИХА ПО ВРЕМЕТО НА СОЦИАЛИЗМА В ИНТЕРЕС НА СССР И ПО-ТОЧНО НА РУСИЯ И ДРУГИ ПОЛИТИЧЕСКИ СИЛИ. ДОЙДЕ ВРЕМЕ ДА ЗНАЕМ ИСТОРИЯТА ТАКАВА КАКВАТО Е, А НЕ ТАКАВА КАКВАТО Е УДОБНА НА НЯКОИ ИЛИ НА ИМПЕРИИ ПО-СЛАБИ ОТ ОСМАНСКАТА, КОИТО НЕ МОГАТ ДА ПРЕГЛЪТНАТ ИСТИНСКОТО ВЕЛИЧИЕ И СИЛА НА ОСМАНСКАТА ИМПЕРИЯ, КОЯТО ИМА НЕ ГОЛЯМ, А ОГРОМЕН ПРИНОС ЗА РАЗВИТИЕТО НА ЧОВЕЧЕСТВОТО- ТЕХНИКАТА, БИТА, КУЛТУРАТА, ЗДРАВЕОПАЗВАНЕТО, КУХНЯТА, АРХИТЕКТУРАТА, ВОЕННИТЕ ДАДЕНОСТИ,УПРАВЛЕНИЕТО НА ДЪРЖАВИ И ДР. ТОВА Е ФАКТ И ТО ИСТИНСКИ ИСТОРИЧЕСКИ ФАКТ.

Yorum Gönder

Yorumlardan yazarları sorumludur. Yorumun içeriği AjansBg'nin görüşünü yansıtmayabilir.