Göç travması

3 Temmuz 2014 Perşembe |

Nesrin Sipahi Kıratlı / Nesrin Osmanova İspova


Bulgaristanda yaşayan Türklerin ana dili olan “Türkçe” ile ilgili  sorunlara,”göç” olgusuyla, bilimsel ve psikolojik anlamda bütünleştirerek kısa ve  öz bazı hususlara değineceğim.

Bulgaristan tarihinde adeta kazılası harflerle yazılan ve doğduğum köy olan Ustinaya yakın köylerde 20.Nisan 1876 da patlak veren APRİLSKO VISTANİYE-Nisan  Ayaklanması ,Rus Çarlığının Osmanlı İmparatorluğuna bakış açısını değiştirmiş ve Rus-Osmanlı  savaşına adeta zemin oluşturmuştur.
Çünkü,savaşın başlaması için bir bahane gerekiyordu ve Rusya bu isyanı bahane olarak kullanmıştır.
Daha sonra,Avrupanın BARUT FIÇISI olarak adlandırılan Balkanlar,isyanlar ve savaşlar sayesinde  batılıların ilgisini çekmiştir.
Gerçekten de Balkanlar ününe uygun bir serüven sürmüştür.
Birçok medeniyetlerin:Trak,Roma,Bizans ve Osmanlı topraklarının bir parçasını teşkil eden Balkanlar Asya,Avrupa ve Afrikanın da birleşme noktası ve farklı emperyalist güçlerin mücadele alanı olmuştur.
Uluslar arası bir gerilim bölgesinde yaşayan Balkan halkları,kendilerini süregen bir dış baskı altında hissetmişlerdir.
Diğer Balkan ülkelerine nazaran,Bulgaristan Türkleri sadece dış baskı değil,Komunizm rejiminin verdiği otoriteyle iç baskıya  ve göç serüvenlerine maruz kalmışlardır.
Tarihte 93 Harbi olarak adı geçen 1877-1878 RUS_-OSMANLI  Savaşı sonrası oluşan Göçler zinciri, bu yıl 25.ci yılını andığımız 1989 göçü ile son bulmuş ve diliyorum ki 1989 göçü bu zincirin son halkası olarak kalacaktır.Zira Bulgaristan 2007 yılında Avrupa Birliğine katıldıktan sonra bu halkanın eklenmesi de artık ımkansız olacaktır.

Göçler zincirinin  en önemli halkası ,Bulgaristan ın kaderini değiştiren ve benim gençliğimi katleden göç  “akraba göçü “diye  geçiştirilen 1972 yılı göçüdür.
Todor Jivkovun 20-26 mart 1968 de Türkiyeye yapmış olduğu resmi ziyarette imzalanan göç sözleşmesi,mart 1969 da yüyürlüğe girerek 1978 yılına kadar devam etmiştir.
Bu antlaşma gereği 1952 yılına kadar Türkiyeye göç eden Türkler,Bulgaristanda kalan akrabalarını Türkiyeye göç ettirebileceklerdir.Ve biz 22.ağustos 1972 de Türkiyeye göç ettik.1893 te köyümüzün nufusunun 1756 sı türk,287 si bulgardır.

Ustina ve Kriçim köyleri 1451 de Fatih Sultan Mehmetin emriyle,Çandarlızade Halil Hayrettin paşanı torunu Vezir Halil paşaya verilmiş ve köylerin hudutları tayin edilmiştir.Osmanlı arşıvınde bulunan 855 hüccet belgede bu iki türk köyünün örf adet ve gelenekleri yer almaktadır.
Dünya tarihi aslında aynı zamanda bir göçler tarihidir.
Sosyal,siyasi,ekonomik,zorunlu,gönüllü,mübadele ve diğer nedenler sıralayabiliriz.

Orta Asya'dan başlayarak, daha iyi yaşam koşulları aramak için insanlar diğer kıtalara yayılmış ve göçler sayesinde halklar birbirine karışmışlardır.
Göç ederken sürekli daha iyi yaşam şartları aramışlardır.
Oysa biz 1972 yılında, iyiden – kötüye göç ettik. Bu göçün nedeni “türk” kimliğimizi korumaktı. Çünkü 1972 de değişen Bulgaristan anayasasıyla Devlet konseyi başkanlığına seçilen TODOR JİVKOV, Rusyadan aldığı direktifler doğrultusunda, beşer yıllık kalkınma planları hedefleyerek (Petiletka) “natsiya edinna,natsiya sotsialistiçeska –tek ulus,tek sosyalist ulus) sloganıyla türk azınlığına  gelecek için bir tehditti..Benim gençliğimi oluşturan bu dönemde,Bulgaristan halkının refah seviyesi önemli bir ölçüde yükseldi ,ülke sanayi ve endüstri alanında güçlendi ve hatta eğitim alanında da ilerledi.
1989 göçü mimarı her ne kadar Todor Jivkov olarak tarih sahnesine geçsede,diğer mimarı Türkiyede  dönemin Başbakanı Süleyman Demireldir. Gaddar lider Todor Jivkov ve kurnaz lider Süleyman Demirel vardır.
Bu göç yaşanmamış olsaydı,Vızroditelen proses/her ne kadar Bulgaristan devleti tarafından” soya dönüş” olarak adlandırılsa da kelimenin tam anlamı “değişim sürecidir” Bulgaristan Türkleri zaten “türktür” …..
Soya dönüş deyimi hatadır.
Tabii ki totaliter rejim döneminde  yapılan zulümleri kınıyoruz ve  bugün  mecliste,ceza kanunundaki değişikliklerle ilgili yasa tasarısı tartışılmaktadır.
Bulgaristanda Türkleri ve Bulgarları  birbirine düşman eden hatalı politikalardır.İmparatorluklar yıkıldı,bitti..Bundan sonra geleceğe güzel bakmalıyız.Biz Türkler de özeleştiri yapmalıyız.Maalesef bugün hala Bulgar adıyla yaşayan Türkler var.Çok üzgünüm,milli meselenin çözümü ne kadar zor olduğu ortadadır.
Kaldı ki,yıllar sonra bugün Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliyev ,”temiz ve aydınlık “bir cumhuriyet idealini gerçekleştirmek  için, Bulgar halkına yakın geçmişiyle yüzleşmesi  gerektiğini vurgulamaktadır..Cumhurbaşkanı,komunist sistemin sona ermesi ve demokrasiye geçiş döneminin 25 inci yıldönümünü anmak için Girişim komitesi üyeleri önünde  1997-2002 dönemin devlet bakanı Petır Stoyanov ile tokalaşarak
Bulgar toplumunun yakın geçmişiyle dürüstçe ve saygılı bir şekilde yüzleşmeye ihtiyacı olduğunu , bu gerçeğin arkasında durmaları gerektiği ni, ,sonbaharda komunist rejimin bitimi ve demokrasiye geçişin 25 inci yıldönümü nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleneceğini ifade etmiştir.

Göçler ekonomik,sosyal,siyasi sebeplerle olduğu gibi ,aynı sebeplerle de ülkelnin ekonomik dengelerini de bozmaktadır.Genelde ,tarım kesiminde çalışan ve sanatkar , çalışkan olan  türk halkı göç edince Bulgaristan ekonomisi çökmüştür ve günümüze kadar düzelmemiştir.Bugün Bulgar halkı da diğer ülkelere gitmek zorundadır.evet..tarih tekerrür etti.
Bulgaristan göçmenlerinin Türkiye ekonomisine önemli katkıları vardır.1972 yılında Türkiyede bayanların fabrikalarda çalışması ayıptı,çalışanlar genelde Bulgaristan ve Yugoslavya göçmenleriydi.Hatta gazete ilanlarında Bulgaristan göçmeni işçi aranıyor ilanları çoğunluktaydı.
Türkiyenin ekonomik kalkınması biz Bulgaristan Türklerini memnun etmektedir.Balkanların Türkiyeye bakış açısı değişerek  ,barbar imajı yavaş yavaş yok olmaktadır.
Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliyevin de ılımlı politikasını göz önünde bulundurarak,her iki ülke arasında kültür,turizm ve ticari diplomasisinin gelişmesini arzu ediyorum.
Kurultaya damga sını vuran Türk dünyasının büyük düşünce adamlarından Kırımlı İsmail Gaspıralının ..
Bizi ayakta tutan dilimiz ve dinimizdir sözlerinden hareketle…
Türkçemizle ilgili kaygımı dile getirmek istiyorum..
Geçmişte adeta Türkçe nefes almak yasak olan Bulgaristanda,bugün,eğitim müfredatında Türkçe “seçmeli” ders olarak yer almasına rağmen sadece Muldova köyünde Türkçe eğitim yapılmaktadır.
Ailelerde hala totaliter rejim baskı hissi var olduğundan Milli eğitim bakanlığına hitaben dilekçe vermemektedirler.
2007 de AB üyesi olan Bulgaristanda  SİYASİ FAALİYETLERİNDE, DEMOKRASİNİN DEĞERLERİNİ KABUL EDEN SİYASİ PARTİLER, PARLAMENTODA  “ANA DİLİ” ni SINIRLANMADAN  “ZORUNLU” OKUNMASINI AVRUPA BİRLİĞİ STANDARTLARI  KAPSAMINDA  DESTEKLEMELERİ GEREKMEKTEDİR.

Bu nedenle Türkleri temsil eden Hak ve Özgürlükler Hareketi  HÖH partisi yetkililerine çağrıda bulunuyorum. Konuyla ilgili acilen önlem alınmaz ise yakın bir gelecekte Bulgaristandaki Türkler Türkçe konuşmayacaktır.
Her ne kadar ülkeler bir birinin iç meselelerine karışmıyor olsalar da,ailelerin korku hissini ve siyasi partinin konuyla ilgili  duyarsızlığını  göz önünde bulundurarak, Türkiyenin bu üçgeni tamamlamasını arzu ediyorum.”Türkçe” eğitimi bir ulus,bir millet sorunudur.Bulgaristanda önemli bir türk nufusu vardır.
Türkçe  “zorunlu” ders olarak ta müfredatta yer almalıdır.
         
Türkiyeye bizi kabul ettiği için teşekkür ediyor,kalan soydaşları  için de aynı duyarlılığı gösterdiğine inanıyorum,
Bulgaristan Türkleri,türk uygarlığının önemli bir parçasıdır.
Güzel Türkçemizin kaybolmaması için Türkiyenin desteğine ihtiyacımız vardır.

2 yorum:

Aynur Ucal dedi ki...

Nesrin Hn.
Duygularıma tercüman oldunuz. Aynı düşüncelere sahip insanların olduğunu öğrenmek güzel.
Şunu söylemeden edemeyeceğim, günümüzün gençlerinden kaç tanesi bulundukları yaşam standardını bırakıp, her anlamda daha geri kalmış bir ülkeye gider acaba. İşte bizim ebeveynlerimiz her türlü strese göğüs gerebilen yürekli insanlardı.
Bu yürekli insanlara sonsuz teşekkürler.

Aynur Ucal dedi ki...

Bir diger konu da Bulgaristan Türkleri artık anavatandan birşey beklememelidir. Artık Türkiye'de öyle bir bakış açısı olduğuna da inanmıyorum. Dünya siyaseti ortada. Eğer Bulgaristan'da yaşayan Türkler, benliklerini korumak istiyorlar ise, kendileri çaba göstermek, bilinçlenmek zorundalar.

Yorum Gönder

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve AJANS BG'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Мненията на редакцията и на автора/ите могат да не съвпадат.