Avrupa İslam'ı tartışıyor

30 Kasım 2011 Çarşamba |

Zoran Arbutina

Tahmini rakamlara göre Batı Avrupa’da 20 milyon kadar Müslüman yaşıyor. Arap kökenli Alman vatandaşı, siyaset bilimci Bassam Tibi, 1992 yılında, “Euro-İslam” kavramını ortaya attı. Bu kavram, İslam’ın yükümlülükleri ve prensiplerinin modern Avrupa kültürü ve değerleriyle kombine edilebileceğini içeriyor. Hrıstiyanlar ile Müslümanların bir arada yaşadığı Bosna-Hersek, Avrupa’da Euro-İslam modelinin iyi bir biçimde hayata geçirilmesine örnek olarak gösteriliyor.
Bosna'daki İslam model oluşturabilir
Müslümanlar uzun yıllar boyunca Avrupa’da gözlerden uzak yaşamlarını sürdürdüler. Ta ki radikal İslam boy gösterene kadar. O andan itibaren İslam ile lâik devlet anlayışının ve demokratik temel yapının bağdaşıp bağdaşmayacağı söylenmeye başladı.
Almanya’nın Bochum Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan İslam bilimci Armina Omerika, tam da bu çerçevede Bosna’daki İslamî geleneklerin Avrupa için ilginç olabileceğini belirtiyor: “Öncelikle (Bosna-Hersek’te) İslam dininin lâik ortamda ve lâik bir devlet yapısında kazandığı uzun deneyimler var. İkincisi, Bosna Hersek’te İslam, önemli ölçüde kurumsallaşmaya tabi olmuştur ve bu kurumsallaşma sayesinde ülkedeki İslam cemaati bu dinin ülkedeki en önemli temsilcisi konumuna gelmiştir.”

Bosna Hersek’te çoğunluğu oluşturan Müslüman halk, Katolik ve Ortodoks Hrıstiyanlar ve Sefardim Yahudileri yüzyıllar boyunca iyi komşuluk ilişkileri içerisinde birlikte yaşamış, ardından Hrıstiyanların yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde de bu birliktelik sürmüştü. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bosna’daki İslam Cemaati’ni Hrıstiyan kiliselerini örnek alarak organize ettiler ve baş müftülük makamını oluşturdular. İslam bilimci Armina Omerika, işte bu niteliklerin Bosna’daki İslam geleneklerini Batı açısından cazip hale getirdiğine işaret ediyor.
İslam yabancı unsur gibi algılanıyor
Ancak burada yöneltilmesi gereken soru, gerçekten Avrupaî İslam’a gerek olup olmadığı. Oxford Üniversitesi’nin Avrupa Araştırmaları Merkezi’nde görevli doçent Kerem Öktem, sorunun başka türlü sorulması gerektiğini söylüyor: “Başlıca sorun, İslam’ın yabancı bir unsur gibi algılanması ya da ötekileştirilmesidir. Avrupa kökenli olmayan bu din ehlileştirilmeli, Avrupalılaştırılmalı ya da ulusallaştırılmalı diye düşünülüyor.”

Avrupa'da tek İslam modeli hayal
Kerem Öktem, gerçek hayatta durumun böyle olmadığını belirtiyor ve İslam’ın yüzyıllardan bu yana Avrupa’da mevcut olduğunu, Bosna-Hersek gibi Türkiye’nin, ya da Arnavutluk ve Bulgaristan’ın da örnek gösterilebileceğini söylüyor. Öktem, Batı Avrupa’da yaşayan çok sayıda Müslüman'ın farklı ülkelerden geldiğine, farklı diller konuştuğuna, farklı kültürel geçmişleri ve dinî gelenekleri olduğuna dikkat çekerek, tüm Avrupa’da tek bir İslam modeli yerleştirilmesinin hem imkânsız, hem de aslında arzu edilmeyen bir şey olduğunu vurguluyor.
Farklılıklar içinde birlik
Buna karşılık Polonya/Lublin Katolik Üniversitesi’nden İslam bilimci doçent rahip Adam Was, söz konusu olanın herhangi bir modelin Avrupa’daki Müslümanlar tarafından benimsenmesi değil, farklılıklar içinde birliğe ulaşmak olduğunu vurguluyor.
Was, “Demokrasi, insan hakları, dini özgürlükler gibi belirli Avrupaî nitelikleri olan bir İslam’a ihtiyaç duyuluyor. Bu ise Kuran'ın yeniden gözden geçirilmesi, yani kutsal kitabın yeniden yorumlanmasına başlanması demektir. Yüzyıllardır Avrupa’da yaşayan Müslümanlar buna katkı sağlayabilirler" diyor.

0 yorum:

Yorum Gönder

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve AJANS BG'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Мненията на редакцията и на автора/ите могат да не съвпадат.